A-

A+

12. YARGI PAKETİ KANUN DEĞİŞİKLİKLERİ: İCRA VE İFLAS KANUNU VE TÜRK BORÇLAR KANUNU

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7589 sayılı Kanun”/”Kanun”), TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 31 Temmuz 2026 tarihi itibariyle yasalaşmıştır. 

12.Yargı Paketi, temel kanunlar da olmak üzere çeşitli kanunlarda önemli ve temel hükümlerde değişiklikler getirmiş olup, yazı dizimizde bu değişiklikleri “mevcut düzenleme”, “yeni düzenleme”, “beklenen etki” ve de “düzenlemenin yürürlük tarihi” şeklinde özetlemeye çalıştık. 

Yazı dizimizin ikinci bölümünde, İcra ve İflas Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikleri inceliyoruz.

  1. İcra ve İflas Kanunu Değişiklikleri:

Konu

Mevcut Düzenleme

Yeni Düzenleme

Beklenen Etki Ne Olacak?

Yürürlük

İcra ve İflas Kanunu    m. 114/2

(Ortaklığın Giderilmesi)

 

Ortaklığın giderilmesi davaları neticesinde verilen satış kararlarında ihale süreci, doğrudan üçüncü kişilerin de katılımına açık şekilde genel usullerle yürütülmekteydi.

Yalnızca mirasçılara ait taşınmazların ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde, birinci artırmanın münhasıran mirasçılar (paydaşlar) arasında yapılması usulü benimsenmiştir. Bu aşamada alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma genel katılıma açık olarak gerçekleştirilecektir. Bu vesile ile aile/miras taşınmazlarının öncelikle aile içinde kalması hedeflenmiştir.

 

Değişiklikle, miras yoluyla intikal eden ve yalnızca mirasçıların malik olduğu taşınmazlarda ortaklığın satış yoluyla giderilmesi halinde, taşınmazın öncelikle mirasçılar arasında kalmasına imkan tanınmaktadır. İlk açık artırmanın yalnızca malik olan mirasçılar arasında ve taşınmazın muhammen kıymetinin tamamı üzerinden yapılması sayesinde, taşınmazın düşük bedelle üçüncü kişilere geçmesinin önlenmesi ve mirasçıların mülkiyet ile ekonomik menfaatlerinin daha etkin korunması amaçlanmaktadır.

Mirasçılar arasında gerçekleştirilen ilk artırmada satış gerçekleşmezse, ikinci artırma genel hükümlere göre üçüncü kişilerin de katılımına açık olarak gerçekleştirilecektir.

Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bununla birlikte, 31 Temmuz 2026 tarihinden önce ilan edilmiş açık artırmalar bakımından önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir. Yeni düzenleme, bu tarihten itibaren ilan edilecek açık artırmalar bakımından uygulanacaktır.

 

İcra ve İflas Kanunu m. 114

(İhale ilanı ve teminat)



 

İhale ilanlarında, alacağı teminat miktarını karşılayan alacaklılar ile Hazine'nin teminat yükümlülüğüne dair açık bir ibare bulunmaması tereddüt yaratmaktaydı.

 

Düzenleme ile elektronik satış portalındaki ilanda; Hazine'nin teminattan muaf olduğu ve ihaleye katılacak alacaklının alacak miktarının teminatı karşılaması halinde kendisinden ayrıca teminat aranmayacağı hususlarının açıkça yazılması yasal zorunluluk haline getirilmiştir. Kısacası uygulamadaki farklılıklarını ve buna bağlı uyuşmazlıkları azaltması beklenmektedir.

Değişiklikle, açık artırmaya katılacak alacaklıların hangi şartlarda teminat göstermekten muaf olduklarının ve Hazinenin teminat muafiyetinin elektronik satış ilanında açıkça belirtilmesi sağlanarak, açık artırmaya katılım koşullarının daha şeffaf ve öngörülebilir hale getirilmesi amaçlanmaktadır.

Özellikle alacağı teminat tutarını karşılayan alacaklıların ayrıca nakit veya banka teminatı sunmak zorunda kalmaması, gereksiz finansman yükünün önüne geçerek alacaklıların ihalelere katılımını kolaylaştıracaktır. Düzenlemenin ayrıca teminat konusunda icra daireleri arasında oluşabilecek uygulama farklılıklarını ve buna bağlı uyuşmazlıkları azaltması beklenmektedir.

Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bununla birlikte, bu tarihten önce ilan edilmiş açık artırmalar bakımından önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir. Yeni düzenleme, 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren ilan edilecek açık artırmalarda uygulanacaktır.

 

İcra ve İflas Kanunu    m. 114

(İhale Bedeli/Alıcının Temerrüdü)

 

İhale alıcısının yasal süresi içinde ihale bedelini yatırmaması halinde, yalnızca yatırmış olduğu teminatın iade edilmeyerek masraflara mahsup edilmesiyle yetiniliyordu.

 

Düzenleme ile, elektronik satış portalında en yüksek teklifi veren ihale alıcısının ihale bedelini süresi içinde yatırmaması halinde uygulanacak yaptırımlar ağırlaştırılmıştır.

Buna göre, ihale alıcısından alınan teminat iade edilmeyecek; teminattan öncelikle ilgili satış için yapılan masraflar mahsup edilecek ve kalan tutar, icra dosyasındaki hak sahiplerine alacaklarına mahsuben ödenecektir. İhale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısının aynı zamanda satış isteyen alacaklı olması halinde ise muhammen bedelin yüzde onu kendi alacağından mahsup edilecek ve söz konusu satış için yapılan masraflar borçluya yükletilmeyerek alacaklı üzerinde bırakılacaktır.

Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin satışlarda, en yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminat da iade edilmeyecek; satış masraflarının mahsup edilmesinin ardından kalan tutar paydaşlara payları oranında ödenecektir. İhale bedelini yatırmayan kişinin paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamı diğer paydaşlara payları oranında dağıtılacaktır.

Ayrıca, ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası uygulanacaktır. İdari para cezası, satışı gerçekleştiren icra dairesi veya satış memuru tarafından verilecek ve cezanın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsil edilmesi amacıyla ilgili tahsil dairesine bildirilecektir.

Düzenlemeyle, ihalede en yüksek teklifi verdikten sonra ihale bedelini süresinde yatırmayan kişilere yönelik mali yaptırımlar önemli ölçüde ağırlaştırılarak, ihaleye verilen tekliflerin daha ciddi ve ödeme gücü gözetilerek yapılmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

Teminatın iade edilmemesine ek olarak satış masraflarından sorumluluk, belirli hâllerde alacaktan mahsup ve teklif bedelinin yüzde beşi oranında idari para cezası uygulanacak olması, ihale bedelinin ödenmemesi nedeniyle satışın sonuçsuz kalmasını daha caydırıcı hale getirecektir. Böylece yeniden satış yapılmasından kaynaklanan zaman ve maliyet kayıplarının azalması, satış süreçlerinin daha hızlı sonuçlanması ve hak sahiplerinin alacaklarına daha kısa sürede ulaşması beklenmektedir.

Bu nedenle elektronik satışlara katılacak kişilerin, özellikle teklif vermeden önce ihale bedelini süresinde ödeme imkanlarını daha dikkatli değerlendirmeleri önem kazanacaktır.

 

 

Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bununla birlikte, bu tarihten önce ilan edilmiş açık artırmalar bakımından önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir. Yeni yaptırım sistemi, 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren ilan edilecek açık artırmalarda uygulanacaktır.

 

 

 

  1. Türk Borçlar Kanunu ve Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun Değişiklikleri:

Konu

Mevcut Düzenleme

Yeni Düzenleme

Beklenen Etki Ne Olacak?

Yürürlük

Türk Borçlar Kanunu m. 55

(Bedensel Zararlar)

Değişiklik öncesinde çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile ölüme bağlı destekten yoksun kalma nedeniyle hükmedilen tazminatlarda bilinen ve gelecekteki dönemler arasında faiz başlangıcı bakımından ayrım yapılmamakta; hesaplanan toplam tazminata da kural olarak olay tarihinden itibaren faiz işletilmekteydi.

Yeni düzenlemeyle çalışma gücü ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıç dönemi ikiye ayrıldı. Şöyle ki; ilk dönem olan kazancın açıkça bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil veya zarar doğuran olay tarihinden, ikinci dönem kazancın bilinemediği ve geleceğe yönelik olarak varsayımsal biçimde hesaplandığı döneme ilişkin tazminata ise mahkeme kararı tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi kabul edilmiştir. Böylece gelecekte elde edilmesi beklenen kazançlar üzerinden hesaplanan ve peşin ödenmesine hükmedilen tazminat tutarlarına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi uygulamasına son verilmiştir.

Ayrıca tahkikat yani mahkemenin dava konusu incelemesi safhası başlayıncaya kadar tazminat borcunun ifası amacıyla yapılan ödemelerin, aktüel ödeme tarihinde hesaplanacak toplam tazminatı karşılama oranı tespit edilerek nihai tazminattan aynı oranda mahsup edilmesi öngörülmüştür. İfa amacı taşımayan ödemeler ile rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin mahsup edilemeyeceğine ilişkin mevcut kural korunmuştur.

Trafik kazaları ile iş kazalarından kaynaklanan tazminatlarda, geleceğe ilişkin kazanç kayıpları bakımından faizin olay tarihinden değil karar tarihinden itibaren işleyecek olması, sigorta şirketleri ve işverenler gibi tazminatı ödemekle yükümlü olanların faiz yükünü önemli ölçüde azaltabilecektir Ayrıca mahkemenin dava konusu inceleme safhası başlamadan önce yapılan ödemelerin tazminattan oransal olarak mahsup edilecek olması, erken ödemeyi daha avantajlı hale getirerek sigorta şirketleri ve işverenler açısından toplam ödeme ve faiz yükünün azaltılmasına imkan sağlayabilecektir.

Buna karşılık, trafik kazası veya iş kazası nedeniyle tazminat talep eden kişiler açısından, özellikle uzun süren yargılamalarda geleceğe ilişkin tazminat kalemleri için olay tarihinden itibaren faiz alınamayacak olması nedeniyle, eski uygulamaya kıyasla toplam tahsil edilecek tutarın daha düşük olması söz konusu olabilecektir. Bu nedenle değişikliğin, tazminat yükümlülerini erken ödemeye teşvik ederken zarar görenler açısından da erken ödeme tekliflerinin daha dikkatli değerlendirilmesini önemli hale getirmesi beklenmektedir.

Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, yalnızca bu tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır. Bu tarihten önce gerçekleşen trafik kazaları, iş kazaları ve diğer zarar doğuran olaylar açısından ise önceki hükümler uygulanmaya devam edecektir.

Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1

(Kanuni Faiz)

Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken hallerde, faiz miktarı sözleşmeyle belirlenmemişse yıllık yüzde 12 kanuni faiz uygulanıyordu.

Ayrıca Cumhurbaşkanına bu oranı aylık olarak belirleme, yüzde 10’a kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi tanınmıştı. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı Kararı ile kanuni faiz oranı, 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık yüzde 24 olarak uygulanmaya başlanmıştı.

Dolayısıyla mevcut sistemde kanun metnindeki temel oran, yüzde 12 olmakla birlikte, fiilen uygulanan kanuni faiz oranı yüzde 24’tür.

 

 

Yeni düzenlemeyle sabit oran ve Cumhurbaşkanının oran belirleme yetkisi kaldırılarak TCMB reeskont oranına bağlı değişken bir sistem getirilmiştir.

Buna göre faiz oranı, önceki yılın 31 Aralık tarihinde TCMB tarafından kısa vadeli kredi işlemlerine uygulanan reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden belirlenecektir. Reeskont oranının 30 Haziran tarihinde, önceki yılın 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklı olması halinde, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki oranın yüzde 80’i uygulanacaktır.

 

Değişiklikle birlikte kanuni faiz oranı, TCMB’nin kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranına bağlanarak ekonomik ve parasal koşullardaki değişimlere daha duyarlı hale getirilmiştir. Yeni sistemde kanuni faiz oranı yılda iki defaya kadar değiştirilebilecektir.

Bu çerçevede, kanuni faiz oranındaki değişikliklerin borçların maliyetini ve alacakların faiz tutarını doğrudan etkileyebilecek olması nedeniyle, özellikle ödeme vadelerinin ve gecikmelerin daha yakından takip edilmesi önem kazanacaktır. Benzer şekilde, kanuni faize atıf yapan sözleşme hükümleri ile ödeme ihtarları, dava ve icra takiplerindeki faiz talepleri ve hesaplamalarının güncel oranlar dikkate alınarak gözden geçirilmesi gerekecektir.

Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunda bu değişiklik açısından özel bir geçiş düzenlemesine yer verilmediğinden, yeni faiz oranı yürürlük tarihinden itibaren uygulanacaktır.