A-

A+

Konkordato İlan Eden Şirketlerde İşçilik Alacaklarının Akıbeti

*(İşbu yazı, yazı dizimizin ikincisi olup; aynı konu ayrıca “i) TMSF Tarafından El Konulan Şirketler” yanı sıra “iii) İflas Eden/İflas Süreci Tamamlanan Şirketler” açısından da ayrıca farklı yazı dizilerinde değerlendirilecektir) 

Konkordato ilan eden şirketlerdeki çalışanların hakları genellikle karmaşık ve merak uyandırıcı bir konudur. Aşağıda bu konuyu soru-cevap formatında, hem okuyucu dostu hem de hukuki zemine dayalı şekilde aydınlatmaya çalıştık. 

1. Konkordato ilan eden bir şirkette çalışanların maaşları ödenmeye devam eder mi?  

Konkordato, borçlarını ödemekte zorlanan ancak iflas etmek istemeyen bir borçlunun, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını belirli bir plan dahilinde yeniden yapılandırmasını sağlayan bir icra hukuku kurumudur. Dayanağı İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) madde 285 ve devamı maddeleridir. 

Konkordato ilan edilmesi, şirketin faaliyetini durdurduğu anlamına gelmez. Aksine, şirket iflas etmemek için faaliyetlerini sürdürür, üretime devam eder, aynı şekilde çalışanlarla olan istihdam ilişkisini devam ettirir. Bu nedenle, çalışanlarla olan iş sözleşmeleri de devam eder. Dolayısıyla, konkordato sürecinde çalışanların maaşları ödenmeye devam etmelidir. 

 Ancak burada önemli bir ayrım vardır: 

  • Konkordato ilanından önceki dönemden kalan maaş alacakları (geçmiş alacaklar) konkordato kapsamına girer, bu alacaklar hukuken varlıklarını sürdürmekle birlikte, konkordato planında öngörülen ödeme sırası ve şartlarına göre karşılanır. 
  • Konkordato ilanından sonraki dönem için doğan maaşlar ise İİK çerçevesinde “imtiyazlı alacak” niteliğindedir; yani bu alacaklar öncelikle ödenir. 

 2. Konkordato ilan eden şirkette kıdem, ihbar ve izin ücretleri ne olur? 

Kıdem, ihbar ve kullanılmayan izin ücretleri ancak iş sözleşmesi sona erdiğinde doğar.  Yani konkordato ilan edilmiş olsa bile, çalışmaya devam eden çalışan için bu haklar henüz doğmuş sayılmaz. 

 Tazminatların ödenmesi açısından fesih tarihi önemlidir: 

  •  Konkordato ilanından önce işten ayrılanların tazminat alacakları, konkordato kapsamına girer. Bu alacaklar ertelenebilir veya konkordato projesi dahilinde ödenir.
  • Konkordato ilanından sonra işten ayrılanların tazminat alacakları ise öncelikli alacak sayılır. Yani şirket, konkordato planındaki diğer borçlardan önce bu ödemeleri yapmak zorundadır. 

Kanun, çalışanların haklarını özel olarak korur. İİK’ya göre, işçi alacakları “birinci sırada imtiyazlı alacak” olarak sayılır. Bu da demek oluyor ki, konkordato sürecinde bile çalışanların alacakları, diğer borçlardan önce ödenir. 

3. Konkordato ilan eden bir şirkette çalışan bir çalışan, işten çıkarılırsa kime dava açar? 

Öncelikle, konkordato ilan edilmesi şirketin hukuki kişiliğini ortadan kaldırmaz. Yani şirket, ticari faaliyetlerine konkordato komiserinin denetimi altında kendi tüzel kişiliğiyle devam eder. Dolayısıyla konkordato sürecinde çalışanların işvereni hala aynı şirkettir. Bu nedenle, işten çıkarılan çalışan da davasını şirkete karşı açar. 

Konkordato ilan edilmiş olsa bile çalışan; işe iade, kıdem ve ihbar tazminatı, yanı sıra işçilik alacakları bakımından doğrudan işverene yani şirkete dava açar. Diğer bir ifade ile dava, “konkordato ilan eden şirket tüzel kişiliğine” karşı açılır. Konkordato komiserine veya mahkemeye karşı dava açılmaz. 

4. Konkordato öncesindeki şirket/işverenin borçlarından kim sorumlu mudur? 

Konkordato ilan edilmesi, şirketin tüzel kişiliğini değiştirmez. Yani konkordato öncesinde borçlu olan aynı şirket, konkordato sonrasında da borçlu olmaya devam eder. Başka bir ifadeyle, konkordato ilanı “borçtan kurtulma” değil, “borcun yeniden yapılandırılması” anlamına gelir. Bu nedenle, konkordato öncesi borçlardan sorumlu olan yine aynı işveren/şirket tüzel kişiliğidir. 

Konkordato öncesi borçlar ortadan kalkmaz. Ancak bu borçlara faiz işlemesi durur, icra takipleri durur ve her türlü borç ödemesine dair olan ödeme planları, mahkemece onaylanan konkordato projesine göre yeniden düzenlenir. Bu süreçte şirket, borçlarını konkordato projesine uygun şekilde öderse, alacaklılar (örneğin çalışanlar) ayrıca icra takibi yapamaz. 

5. Konkordato ilanından sonrası dönemde ödenmeyen maaş veya tazminat için hangi yollara başvurulabilir? 

Konkordato ilanından sonraki dönemde doğan maaş veya tazminat alacakları, “mühlet içinde doğan yeni borçlar” sayıldığından konkordato kapsamına girmez ve işveren bu borçlardan tamamen sorumludur. Bu nedenle konkordato sürecinde maaşını veya tazminatını alamayan çalışan, alacağını tahsil etmek için İş Mahkemesi’nde dava açabilir, doğrudan icra takibi başlatabilir veya ödenmeyen ücret veya tazminata ilişkin durumu konkordato komiserine bildirerek komiserin İİK m. 287 kapsamındaki gözetim ve denetim yetkisini harekete geçirebilir.   

Öte yandan ücretin ödenmemesi, çalışana 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle fesih hakkı verir ve çalışan bu durumda kıdem tazminatına hak kazanır. Kısacası konkordato sonrası dönemde ödenmeyen maaş veya tazminat, çalışan açısından konkordato engeline takılmaz; işveren hem hukuken hem fiilen bu borçtan sorumluluğunu sürdürür. 

6. Konkordato ilanı sonrası bu süre zarfında çalışmaya devam eden çalışanın hizmet süresi kıdem tazminatının hesabında dikkate alınır mı? 

Konkordato ilanı, iş sözleşmelerini sona erdirmez; çalışanlar aynı işveren nezdinde çalışmaya devam eder. Bu nedenle, konkordato ilanı ile çalışanın hizmet süresi arasında bir kesinti meydana gelmez. Dolayısıyla çalışan, konkordato sürecinde fiilen çalışmaya devam ederse, bu dönemde geçen hizmet süresi de kıdem tazminatının hesabına dahil edilir. Yani kıdem tazminatı, çalışanın işyerinde işe başladığı tarihten iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe kadar geçen tüm hizmet süresine göre hesaplanır. Yukarıda da ifade edildiği gibi konkordato, yalnızca işverenin borçlarının yeniden yapılandırılmasını sağlar; iş ilişkisinin bütünlüğünü veya çalışanın kıdem süresini etkilemez. Bu sebeple, konkordato süreci boyunca çalışılan süre de kıdem süresine tam olarak eklenir ve çalışan ayrıldığında bu dönemin karşılığı da tazminata dahil olur. 

7. Konkordato ilan eden bir şirkette çalışan, konkordato ilanına bağlı olarak iş sözleşmesini feshedebilir mi? 

Konkordato ilan edilmesi, tek başına çalışana iş sözleşmesini feshetme hakkı vermez. Yani sadece konkordato ilan edildiği için çalışan “işveren mali sıkıntıya girdi, ben sözleşmeyi feshediyorum” diyemez. Ancak konkordato süreci nedeniyle ücretlerin ödenmemesi, çalışma koşullarının çalışan aleyhine ağırlaşması veya işyerinin faaliyetini sürdürememesi gibi durumlar ortaya çıkarsa, bu haller İş Kanunu’nun 24. maddesi kapsamında “haklı neden” sayılabilir. Özellikle ücretlerin süresinde ödenmemesi (m.24/II-e) halinde çalışan, konkordato sürecinde dahi iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir. Ancak ihbar tazminatı talep edemez. Kısacası, konkordato ilanı tek başına iş sözleşmesini fesih nedeni değildir; fakat konkordato sürecinde çalışanın temel hakları (özellikle maaş ödemesi) ihlal edilirse, çalışan bu duruma dayanarak haklı nedenle sözleşmesini sona erdirebilir. 

8. Konkordato ilan eden bir şirkette çalışanın SGK primleri düzenli (tam, zamanında ve eksiksiz) olarak kuruma ödenmez ise sorumluluk kime aittir? 

Konkordato ilan edilmesi, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) karşı olan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. İşverenin çalışanlar adına SGK’ya prim yatırma yükümlülüğü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca aynen devam eder. Bu nedenle, konkordato sürecinde çalışanların sigorta primlerinin düzenli, tam ve zamanında yatırılmasından hala işveren (şirket tüzel kişiliği) sorumludur. Konkordato komiseri, yalnızca şirketin mali işlemlerini denetler; SGK borçlarından veya prim eksikliklerinden hukuken sorumlu değildir. Eğer işveren konkordato döneminde prim ödemelerini yapmazsa, SGK bu borcu doğrudan işverenden tahsil eder; ayrıca işveren hakkında idari para cezası uygulanabilir. İşçinin sigorta primlerinin yatırılmaması, çalışan açısından da haklı nedenle fesih sebebi oluşturur (İş Kanunu m.24/II-f). Kısacası, konkordato ilanı işverenin SGK’ya karşı yükümlülüklerini askıya almaz; primlerin ödenmemesinden tam sorumluluk işverene aittir. 

9. Konkordato ilan eden şirkette toplu iş sözleşmesi (“TİS”) yürürlükte kalır mı? 

Konkordato ilan edilmesi, yürürlükteki toplu iş sözleşmesini ortadan kaldırmaz. TİS, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında taraflar arasında imzalanmış bir özel hukuk sözleşmesidir ve konkordato kararıyla birlikte kendiliğinden hükümsüz hale gelmez. Dolayısıyla konkordato sürecinde işverenin, toplu iş sözleşmesinden doğan tüm yükümlülükleri örneğin ücret zammı, sosyal yardım, izin hakkı gibi aynen devam eder. 

Ancak işverenin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda, sendika ve çalışanlar hukuken hak arama yollarına (örneğin TİS hükümlerinin uygulanması davası veya grev hakkı) başvurabilir. Buna karşılık konkordato sürecinde komiser, işverenin mali durumuna göre aşırı yük getiren TİS uygulamalarını raporlayabilir; fakat bu durum sözleşmenin yürürlükte olmasını engellemez. 

Kısacası, konkordato ilanı TİS’i askıya almaz ve yürürlükteki toplu iş sözleşmesi, süresi dolana kadar aynen uygulanmaya devam eder; işverenin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde sorumluluk yine işverene aittir. 

10. Konkordato ilan eden şirket tasfiye edilirse çalışanlar öncelikli alacaklı olur mu? 

Konkordato ilan eden bir şirketin tasfiyeye girmesi veya iflas etmesi halinde, çalışanların alacakları (maaş, kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla mesai vb.) İİK’nın 206. maddesi uyarınca birinci sırada imtiyazlı alacaklar arasında yer alır. Bu, çalışanların alacaklarının diğer tüm adi alacaklardan (örneğin tedarikçi, banka, vergi borcu gibi) önce ödeneceği anlamına gelir. Tasfiye sürecinde oluşturulan iflas masasında, çalışanların alacakları öncelikli olarak karşılanır; yeterli malvarlığı yoksa, diğer alacaklılara sıra gelmeden önce çalışanlara ödeme yapılır. Dolayısıyla konkordato süreci iflasa dönüşse bile, çalışanların alacakları yasal olarak en güçlü korumaya sahip alacaklardır ve tasfiye sürecinde de birinci öncelikli olarak tahsil edilir.