Deniz ŞENVAR PEKİN Avukat / Yönetici Ortak
Sena SEVİMLİ Avukat
[email protected]
13 Mayıs 2026
A-
A+
İşçilik alacaklarında faiz başlangıç tarihi ile uygulanacak faiz türü, her alacak kalemi bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Zira işçilik alacakları tek tip doğmaz; bazı alacaklar iş ilişkisinin devamı sırasında dönemsel olarak doğup muaccel hâle gelirken, bazı alacaklar ise ancak iş sözleşmesinin feshiyle birlikte talep edilebilir duruma gelir. Bu nedenle, hangi alacağın hangi tarihte muaccel olduğu, faiz hesabında esas alınacak başlangıç tarihini ve uygulanacak faiz türünü doğrudan etkiler. Özellikle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret ve sair işçilik alacakları bakımından bu ayrımın doğru yapılması hesaplamanın hukuka uygunluğu açısından önem taşır. Yargıtay uygulamasında da alacağın hukuki niteliğine göre kimi zaman fesih tarihi, kimi zaman temerrüt tarihi, kimi zaman da dava veya ıslah tarihi faiz başlangıcı olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay kararlarında da bu ayrım istikrarlı biçimde benimsenmiştir. Özellikle kıdem tazminatı bakımından fesih tarihi; ihbar tazminatı ve yıllık izin bakımından ise kural olarak temerrüt tarihi faiz başlangıç tarihi olarak öne çıkmaktadır. Ücret ve ücret niteliğindeki alacaklar bakımından da vade tarihi (muacceliyet) ilgili çalışma döneminin sona ermesine göre belirlenmektedir.
Alacak Türü
Vade Tarihi
Faiz Başlangıç Tarihi
Uygulanacak Faiz Türü
Kıdem tazminatı
İş sözleşmesinin fesih tarihi
Fesih tarihi
En yüksek banka mevduat faizi
İhbar tazminatı
Temerrüt* tarihi; temerrüt yoksa dava ve ıslah tarihine göre
Yasal faiz
Yıllık izin ücreti
Temerrüt tarihi; temerrüt yoksa dava ve ıslah tarihine göre
Ücret alacağı (Maaş, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti)
Ücretin ödenmesi gereken çalışma-tatil dönemi sonu / izleyen ödeme günü
* İşçilik alacaklarında temerrüdün nasıl oluştuğu, alacağın türüne göre değişir. Genel kural Türk Borçlar Kanunu m. 117’de yer almaktadır. Hükümde belirtildiği üzere: "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer". Buna göre temerrüt için iki unsur gerekir: i) alacak muaccel hale gelmiş olmalı ve ii) işverene ödeme istemi ulaşmış olmalıdır. Ancak borcun ifa günü önceden belirlenmişse aynı maddede belirtildiği üzere "bugünün geçmesiyle" borçlu kendiliğinden temerrüde düşer.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı ise işçinin ödeme tarihi gelmiş olan alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname göndererek işvereni temerrüde düşürebileceği yönündedir. İşverenin ihtarname ile temerrüde düşürülmediği hallerde dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirilmeli ve dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin, arabuluculuk son tutanak tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir.
Diğer yandan her işçilik alacağında temerrüt için ihtar veya arabuluculuk aranmaz. Borcun ödeme günü önceden belirli ise TBK m. 117 gereği o günün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden doğacaktır. Ücret alacağı bakımından, ödeme günü belirlenmişse işveren o günün geçmesiyle temerrüde düşer. Kıdem tazminatı bakımından Yargıtay’ın eski ve yerleşik yaklaşımı, işverenin fesih tarihinde temerrüde düşeceği yönündedir. Buna karşılık ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti gibi vadesi belirli olmayan kalemlerde Yargıtay çoğu kez ayrıca temerrüt aramaktadır.
İş güvencesi kapsamında bulunan işçi bakımından işe iade davası açılmışsa, feshe bağlı alacaklar yönünden ilk fesih bildirimi hemen kesin sonuç doğuran nihai fesih olarak değerlendirilemez. Yargıtay uygulamasına göre bu durumda feshe bağlı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti talepleri bakımından işe iade davasının sonucu beklenmelidir zira fesih olgusu ancak açılan bu işe iade davası sonucunda nihai hale gelecektir.
Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin aşağıdaki kararları uyarınca da işe iade davası ile feshin geçersizliğinin tartışıldığı durumlarda kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti bakımından, işe iade davasında feshin geçersizliğine dair verilen kararın kesinleşmesinden sonra işçinin işe başlatılmadığının açıklandığı tarih veya bir aylık işe başlatma süresinin sonu (“Dava Sonrası İkinci Fesih Tarihi” veya “İşe Başlatmama Tarihi”) itibariyle, hesaplama yapılması gerekecektir:
“Somut bu vakıalara göre işverenin işe davetinde samimi olmadığının ve işe başlatmama tarihinin fesih tarihi kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı hesabının yapılması keza bu tarihteki mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı bankalardan araştırılıp, belirlenerek kıdem tazminatı yönünden işlemiş faizin takip tarihine kadar hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir.
Mahkemece davacı işçinin işe başvuruda samimi olmadığı gerekçesi ile geçersizliği kabul edilen fesih tarihine göre kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanıp kabulü hatalıdır.” (9HD., 12.11.2019, 8224/19618)
“Kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 02.04.2019 tarihli ilamı ile, “Dosya içeriğine göre kıdem tazminatı için faiz başlangıcı, işçinin işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihi olmalıdır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmamıştır. Faiz başlangıç tarihi işe başlatılmadığı 01.11.2013 tarihi olmalıdır.” (9HD., 30.03.2021, 868/7224)
“Kıdem tazminatı için faiz başlangıcı, işçinin işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihi olmalıdır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmaz.
İhbar tazminatı ve izin ücreti bakımından ise, işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesihten sonra işverenin temerrüde düşürülmüş olması halinde bu temerrüt tarihi, aksi halde dava ve varsa ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmelidir.” (9HD., 21.10.2020, 28762/12894)
İşe iade davasının kabulüne dair verilen kararın kesinleşmesi ve işçinin yasal sürede işverene başvurması üzerine işverenin işçiyi işe başlatmaması hâlinde, önceki yani ilk işten çıkış anındaki fesih (“İlk Fesih Tarihi”) ortadan kalkmış sayılmakta; feshe bağlı alacakların hesabında esas alınacak tarih Dava Sonrası İkinci Fesih Tarihi yani İşe Başlatmama Tarihi olmaktadır. Bu nedenle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti, işe iade davası sonrasında belirlenen İşe Başlatmama Tarihine göre hesaplanır. -İşe iade davası sonrasında ödenecek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti bakımdan hesaplamaya esas alınacak hizmet süresine ilişkin detaylar 3. alt başlık altında yer almaktadır.-
İşe Başlatmama Tarihi ile vade tarihi gelmiş yani muaccel olmuş kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti artık yeni bir alacak davası ile talep edilebilir hale gelecektir. Bunun yanında, işçinin işe başlatılmaması halinde işe iade davası görülen mahkemece tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ile en az dört en çok sekiz aylık işe başlatmama tazminatı da bu alacak davası ile talep edilebilir olacaktır.
İşe başlatmama tarihi
İşe başlatmama tarihinden sonra vuku bulacak temerrüt tarihi; temerrüt yoksa dava ve ıslah tarihine göre
İşe başlatmama tarihinden sonra vuku bulacak temerrüt; temerrüt yoksa dava ve ıslah tarihine göre
Boşta geçen süre ücreti
Feshin geçersizliğinin tespit edildiği tarih
İşe iade başvurusu tarihi; işe iade başvurusunda talep edilmemişse dava ve ıslah tarihine göre
İşe başlatmama tazminatı
İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmemiş olması halinde dava ve varsa ıslah tarihlerinden itibaren; işçinin işe alınmaması nedeniyle işe başlatmama tazminatının ödenmesi söz konusu ise işe başlatmama tarihi
İşe iade davasının reddine dair verilen kararın kesinleşmesi ve işçinin iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğine hükmedilmesi halinde ise fesih olgusu İlk Fesih Tarihi ile geçerli şekilde gerçekleşmiş olacaktır. Bu nedenle kıdem tazminatının, ihbar tazminatının ve yıllık izin ücretinin İlk Fesih Tarihi itibariyle vadesi gelmiş kabul edilecektir. -Bu durumda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izinin ücretinin vade tarihine, faiz başlangıç tarihine ve işleyecek faizin türüne ilişkin detaylar 1. alt başlık altında yer almaktadır-
Fark kıdem tazminatı ve fark yıllık izin ücreti alacakları çoğunlukla, işverenin İlk Fesih Tarihi’nde yaptığı ödemenin eksik olduğunun sonradan ortaya çıkması veya işe iade süreci sonrasında yeni fesih tarihine göre yeniden hesaplama yapılması sebebiyle gündeme gelir. İşe iade sonrasında işçi işe başlatılmamışsa, İlk Fesih Tarihi’ndeki ödemeler nihai hesap bakımından yeterli kabul edilmez; İşe iade davasının işçi lehine kesinleşmesi üzerine en çok dört aya kadar boşta geçen süre de çalışanın işveren yanında geçirmiş olduğu hizmet süresine eklenir; buna yani hizmet süresinin uzamasına bağlı olarak da fark kıdem tazminatı ile fark yıllık izin ücreti, bu “ek hizmet süresi” ve “İşe Başlatmama Tarihindeki son ücret**” esas alınarak yeniden hesaplanır. Fark yıllık izin ücreti bakımından da benzer şekilde, Dava Sonrası İkinci Fesih Tarihi ve son ücret dikkate alınarak yeniden hesap yapılır. Faiz başlangıcı bakımından fark kıdemde esas tarih işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihi iken fark yıllık izin alacağında temerrüt tarihi; temerrüt yoksa dava ve varsa ıslah tarihi dikkate alınır.
** “İşe Başlatmama Tarihindeki son ücret”, işe iade davasının kesinleşmesinden sonra belirlenen tarihteki ücreti ifade eder. Bu dönemde işçinin işveren tarafından fiilen çalıştırılmadığı açıktır. Bu nedenle hesaplamada, işe başlatmama tarihindeki son ücret olarak işçiyle emsal durumda olan çalışanların ücreti esas alınacaktır.
Fark kıdem tazminatı
Fark yıllık izin ücreti
Nitekim aşağıda paylaşılan Yargıtay kararı da incelendiğinde fark kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretinin SGK’ya bildirilen fesih tarihine 4 ay eklemek suretiyle tespit edilecek hizmet süresi esas alınarak işçinin işe başlatılmadığı ücretle hesaplanan miktar üzerinden tespit edileceği ortadadır:
“İşçinin işe başlatılmaması fesih niteliğinde olmakla, işverence gerçekleşen bu feshe bağlı olarak ihbar tazminatı ile süre yönünden şartları mevcutsa kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödenmelidir. Hesaplamalar işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihindeki ücret ve kıdem tazminatı tavanı gözetilerek yapılmalıdır. İşçiye geçersiz sayılan fesih sırasında kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti ödenmişse, dört aylık boşta geçen süre ilavesiyle son ücrete göre yeniden hesaplama yapılmalı ve daha önce ödenenler mahsup edilerek sonuca gidilmelidir.
Kıdem tazminatı için faiz başlangıcı, işçinin işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihi olmalıdır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmaz.” (9HD., 06.10.2020, 25577/10644)
Sonuç olarak, işçilik alacaklarında muacceliyet tarihi, faiz başlangıcı ve faiz türü tek bir kurala bağlanamaz; her alacak kalemi kendi hukuki niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle işe iade davası bulunan dosyalarda, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti bakımından İlk Fesih Tarihine göre değil, işe başlatmama ile gerçekleşen Dava Sonrası İkinci Fesih Tarihine göre hesaplama yapılması gerekir. Bu nedenle alacak hesabı ve faiz uygulaması yapılırken, alacağın niteliği, fesih biçimi, temerrüt ihtarı, işe iade başvurusu ve varsa önceki ödemeler birlikte dikkate alınmalıdır.
Yayınlara dön