A-

A+

Hakkında İflas Kararı Verilen Şirketlerde İşçilik Alacaklarının Akıbeti

*(İşbu yazı, yazı dizimizin üçüncüsü olup; aynı konu ayrıca “i) TMSF Tarafından El Konulan Şirketler” yanı sıra “ii) Konkordato İlan Eden Şirketler” açısından da ayrıca farklı yazı dizilerinde değerlendirilmiştir)

 Hakkında iflas kararı verilen şirketlerdeki çalışanların hakları genellikle karmaşık ve merak uyandırıcı bir konudur. Aşağıda bu konuyu soru-cevap formatında hem okuyucu dostu hem de hukuki zemine dayalı şekilde aydınlatmaya çalıştık.

  1. Müflis şirkette çalışanların maaşları ödenmeye devam edilir mi?

İflas, borçlunun vadesi gelmiş borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi üzerine asliye ticaret mahkemesi kararıyla malvarlığının bir bütün halinde tasfiyeye tabi tutulmasıdır. İflas kararının verilmesi ile iflas açılır ve borçlu müflis sıfatını alır. İflasın açılması ile borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi sona erer ve haczedilebilir bütün malları, alacak ve hakları “iflas masası” adı altında toplanarak alacaklıların kanunda belirlenen sıraya göre alacağını tahsil etmesi amaçlanır.

İflasın açılması, müflis şirket ile çalışanları arasındaki iş sözleşmesinin otomatik olarak feshedilmesi için haklı bir neden teşkil etmemektedir. Ne var ki, iflas sebebiyle çalışanların ücretinin şirket tarafından ödenmemesi söz konusu olursa çalışan 4857 sayılı İş Kanunu’nun (“İş Kanunu”) 24/II-e maddesine[1] göre iş sözleşmesini feshedebileceği gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“Türk Borçlar Kanunu”) 435/2. maddesi[2] gereğince de hizmet ilişkisinin sürdürülmesinin beklenemeyeceği bir durum söz konusu olduğundan fesih imkanına sahip olduğu ifade edilmelidir (İcra ve İflas Hukuku, 10. Bası, S. Özkan). Türk Borçlar Kanunu’nun 436. maddesi[3] uyarınca ise işveren şirketin ödeme güçsüzlüğüne düşmesi halinde çalışanın sözleşmeden doğan hakları uygun bir süre içinde güvenceye bağlanmazsa, sözleşmeyi derhal feshedebileceği açıktır. Yine iflas eden şirkete karşı İş Kanunu’ndan doğan diğer haklara da helal gelmemektedir. Örneğin iflas nedeniyle faaliyetlerini durduran işveren karşısında çalışanın zorlayıcı sebepler varlığı nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi gündeme gelebilecektir.

İş sözleşmesinin, iflas kararının verilmesi yani iflasın açılması itibariyle sonlanmış olması halinde iflasın açılmasından 1 yıl önce doğmuş olan işçilik alacakları imtiyazlı olup birinci sıradan ödenecektir. Diğer yandan, iflasın açılmasıyla birlikte kural olarak müflisin ticari işletmesi tasfiyeye girecek ve işletme faaliyetlerine devam edilemeyecektir. Dolayısıyla pratikte iş sözleşmelerinin devamı da pek mümkün olmamaktadır. Ancak bazı durumlarda, müflisin iflas sonrası faaliyetini sürdürmesine izin verilmesi de mümkündür. Bu durumda faaliyet izni verilen müflisin elde ettiği tüm gelirler doğrudan iflas masasına dahil olacak; müflisin faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli giderler ve ödemeler ise masadan karşılanacaktır. Dolayısıyla, iflasın açılması ile iş sözleşmesi sonlandırılmayan çalışanların ücret alacakları artık “masa alacağı” olarak masa tarafından ödenmeye devam edilecektir.

Ayrıca işverenin iflası nedeniyle çalışanların ücret alacaklarını tahsil edememesi durumunda devreye giren ve çalışanları korumaya yönelik bir sosyal güvenlik mekanizması olan Türkiye İş Kurumu (“İşkur”) bünyesinde kurulmuş olan Ücret Garanti Fonu aracılığıyla son bir yıl içinde aynı işyerinde 4477 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu (“İşsizlik Sigortası Kanunu”) kapsamında[4] en az bir gün süreyle çalışmış çalışanların, işverenin ödeme güçlüğünün ortaya çıktığı tarihten önceki üç aya ilişkin ödenmemiş (temel) ücretleri belirli bir üst sınır dahilinde devlet tarafından karşılanmaktadır. Ücret Garanti Fonu’ndan yararlanmak isteyen çalışanların, müflis şirkette az önce belirtildiği gibi iflasın açılma tarihinden geriye dönük 1 yıl içerisinde en az bir gün süreyle çalışmış olması, ücret alacağının bulunduğu dönemde hizmet akdine bağlı olarak çalışmış olması ve bu alacağının zamanaşımına uğramamış olması şarttır.

  1. Müflis şirkette işçilik alacakları ne olur?

 İflas halinde işçilik alacaklarının akıbeti, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“İcra İflas Kanunu”) 206. maddesi uyarınca belirlenmektedir. Müflis şirket tarafından istihdam edilmiş çalışanların işçilik alacakları bakımından iki farklı kategori bulunmaktadır. Zira İcra İflas Kanunu’nun 206. maddesinin birinci sırada yer alan (A) bendine[5] göre çalışanların iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil işçilik alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatı alacaklarının birinci sırada imtiyazlı olacağı açıkça düzenlenmiştir:

A- İflasın açılmasından önceki bir yıl içinde doğmuş işçilik alacakları

 Bu kategori, iflas kararından geriye doğru bir yıllık süre içinde tahakkuk eden kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, prim, yıllık izin, fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil ücretleri dahil tüm işçilik alacaklarını kapsamaktadır. İflasın açılma tarihinden geriye dönük 1 yıl içerisinde doğmuş olan işçilik alacaklarını tahsil edemeyen çalışan, bu alacakların iflas masasına kaydedilmesini takiben kendisine imtiyazlı olarak birinci sıradan ödenmesi hakkına sahip olacaktır. Eş deyişle, iflasın açılmasından 1 yıl önce doğmuş olan işçilik alacakları imtiyazlı olup birinci sıradan ödenecektir.

Burada kıdem süresinin uzunluğu önem taşımamaktadır, önemli olan işçilik alacağın doğduğu tarihin iflas açılmasından geriye doğru bir yıl içinde olmasıdır. Dolayısıyla, iflasın açılması tarihi itibariyle 1 yıldan daha önce doğan kıdem ve ihbar tazminatı dahil olmak üzere işçilik alacakları ise imtiyazlı olmayacak ve iflas masasına dördüncü sıradan kaydedilecektir.

Örneğin, 01.01.2025 tarihinde müflis ilan edilen şirket çalışanlarının 01.01.2024 ile 01.01.2025 tarihleri arasında mevcut bulunan işçilik alacakları imtiyazlı olacak iken 31.12.2023 tarihi ve öncesinde mevcut bulunan işçilik alacakları ise imtiyazlı olmayacaktır.

B- İflasın açılması nedeniyle sona eren iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları

Bu kategori ise yalnızca iflas nedeniyle sonlanan iş sözleşmelerinden kaynaklı doğan kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını kapsamaktadır. İflas kararının alınmasıyla birlikte işverenin ödeme gücünün ortadan kalkması ve iş ilişkisinin fiilen sürdürülemez hale gelmesi sonucunda sonlanan iş sözleşmeleri bakımından çalışanların kazandığı bu tazminat hakları, İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesi uyarınca açıkça birinci sıradan imtiyazlı alacak olarak sayılmıştır.

Örneğin, 01.01.2025 tarihinde iflas kararı alınan bir şirket çalışanlarının iş sözleşmesi iflas nedeniyle sona ermişse doğan kıdem ve ihbar tazminatlarının tamamı birinci dereceden imtiyazlı alacak sayılacaktır. Bu açıdan, A bölümündeki örnekle birlikte değerlendirmek gerekirse bu çalışanların 01.01.2024 ile 01.01.2025 tarihleri arasındaki tüm işçilik alacakları ile birlikte ihbar ve kıdem tazminatı alacakları imtiyazlı olacaktır.

İlgili işçilik alacaklarının -basit tasfiyede ilan edilen sürede, adi tasfiyede ise ilan itibariyle 1 ay içerisinde- iflas masasına bildirilmesi gerekmektedir. İflas masasına süresi içinde işçilik alacaklarına dair yapılan kayıt başvuruları, iflas masasına giren malvarlığının paraya çevrilmesini takiben yapılacak dağıtımda ilk sıradan pay almaktadır. Bu kayıt süreleri geçse dahi, tasfiye tamamlanıncaya kadar masaya alacak kaydı yapılması mümkündür; ancak geç başvuran çalışan, gecikmenin sebep olduğu tebligat ve benzeri masrafları karşılamakla yükümlü olacak ve satış sürecinin uzaması halinde gerçekleştirilecek geçici dağıtıma katılamayacaktır. Ayrıca uygulamada, malların satışından elde edilen bedelin çoğu zaman alacakların tamamını karşılamadığı görülmekte olup bu durumda alacaklının ödenmeyen kısmı için aciz vesikası düzenlenmektedir. İflas masasındaki mallar satıldıktan sonra müflisin yeniden mal edinmesi halinde, çalışan bu vesikaya dayanarak müflis şirkete karşı yeniden takip yapabilmektedir.

  1. Müflis şirkette çalışan işten çıkarılırsa kime dava açar?

İflasın açılması ile müflis şirketin tasfiye süreci başlamış kabul edilmektedir. Bu halde müflise karşı icra takip yollarına başvurulması mümkün olmayacak, iflas açılmadan önce başlatılan icra takipleri ise rehinin paraya çevrilmesine ve kiralanın tahliyesine ilişkin takipler hariç olmak üzere iflas kararı ile duracak ve iflas kararının kesinleşmesi ile düşecektir. İflasın açılması ile işçilik alacaklarını icra takibine konu edemeyen çalışan, işçilik alacağının dayanağını ve miktarını iflas masasına bildirecek ve iflas idaresi bu bildirimin doğru olup olmadığını incelemeye başlayacaktır. İflas idaresi tarafından yapılan inceleme sonunda kabul edilen ve edilmeyen alacaklar, sırasına göre ve ret gerekçeleriyle birlikte sıra cetvelini oluşturacaktır. Çalışanın alacağının iflas masasına kaydedilmemesi halinde asliye ticaret mahkemesinde alacağının masaya kabul edilebilmesi için kayıt kabul davası açması da mümkündür.

İflas açılmadan önce müflis şirkete karşı başlatılan iş hukuku davaları ise kural olarak duracaktır.  Fakat İcra İflas Kanunu’nun 194. maddesi[6] uyarınca bu kuralın bir istisnası da acele haller olarak belirlenmiştir. Yargıtay, acele hal kavramını, gecikmeye tahammülü olmayan, durması durumunda verilecek kararın amacını yitireceği ya da sonuçsuz kalacağı durumlar şeklinde yorumlamaktadır. Bu çerçevede, işçilik alacaklarının tahsiline yönelik davalar da acele haller arasında kabul edilmektedir.

Bu durumda yani, (1) işverenin işçilik alacaklarına ilişkin dava açılmışken iflas etmesi durumunda acele hal kabul edilen bu davaya iş mahkemesinde devam edilecek; eğer (2) işveren dava açılmadan önce iflas etmişse ve çalışan alacağını iflas masasına kaydettirememişse talep artık asliye ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak ileri sürülebilecektir.

İflası süreci tamamlanan yani tasfiye edilen ve tüzel kişiliği sona eren şirketlere karşı ise bu şirketin taraf ehliyeti sona erdiğinden icra takibi veya dava yoluna başvurulması yalnızca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“Türk Ticaret Kanunu”) geçici 7. maddesi gereği tasfiyenin yeniden açılması yolu ile yapılabilecektir. 

  1. İflas öncesindeki şirket/işverenin borçlarından kim sorumludur?

 İflasın açılması, müflis şirketin tüzel kişiliğini değiştirmez. Yani iflas açılmasından önce borçlu olan aynı şirket, iflasın açılmasından sonra da borçlu olmaya devam eder. Ne var ki, şirket hakkında iflas kararı alınması ile tüm malvarlıkları iflas masası tarafından yönetilmeye başlanacaktır. Bu halde, müflis şirketin ilgili borçlardan sorumluluğu devam ediyor olsa da şirketin kendi malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi iflas masasına ait olacak ve müflis şirketin borçlardan doğan sorumluluğu masa tarafından yerine getirilecektir.

  1. Müflis şirkette çalışan, iflasın açılmasına bağlı olarak iş sözleşmesini feshedebilir mi?

 İflasın açılması, müflis şirket ile çalışanları arasındaki iş sözleşmesinin otomatik olarak feshedilmesi için haklı bir neden teşkil etmese de iflastan kaynaklı hangi hallerde iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilebileceğine dair detayları 1. soru cevabında görebilirsiniz.

  1. İflasın açılmasından sonra müflis şirkette çalışmaya devam eden çalışanın hizmet süresi kıdem tazminatının hesabında dikkate alınır mı?

Yazımızın 5. sorusuna cevaben belirttiğimiz gibi iflasın açılması kural olarak iş sözleşmelerini kendiliğinden sonlandırmıyor olsa da çalışanlar ile bu iş ilişkisinin devamı pratikte çok mümkün olmamaktadır. Çalışanın iş sözleşmesini tek taraflı fesih hakkı saklı olmak ile beraber, çalışanın iş sözleşmesi sona ermez ve çalışan çalışmaya devam eder ise (eğer feshe sebep olmayacak şekilde işçilik alacakları düzenli ödenmeye devam ediyor ise) çalışanın iflas kararından sonra gerçekleştirdiği çalışmalar da hizmet süresine eklenecek ve çalışanın kıdem tazminatı hesaplamasına dahil edilecektir.

  1. Müflis şirkette çalışanın SGK primleri düzenli (tam, zamanında ve eksiksiz) olarak kuruma ödenmez ise sorumluluk kime aittir?

 İflasın açılması, müflis şirketin devam eden iş sözleşmeleri açısından Sosyal Güvenlik Kurumu’na (“SGK”) karşı olan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. İşverenin çalışanlar adına SGK’ya prim yatırma yükümlülüğü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca aynen devam etmekte olup çalışanların sigorta primlerinin düzenli, tam ve zamanında yatırılmasından hala işveren sorumludur. İflasın açılması ile iş sözleşmesinin devamına karar verilen çalışanlar bakımından ödemeler iflas masası tarafından yapılacaktır. Eğer işveren iflas döneminde prim ödemelerini tam olarak yapmazsa çalışan iş sözleşmesini İş Kanunu uyarınca haklı nedenle feshedebilecektir.

  1. Müflis şirkette toplu iş sözleşmesi (“TİS”) yürürlükte kalır mı?

İşbu yazımın 5. sorusuna cevaben belirttiğimiz gibi müflis işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesi iflas kararıyla kendiliğinden sona ermez. Ancak iflasın açılması ile pratikte iş sözleşmeleri genellikle feshedildiği için toplu iş sözleşmesi hükümleri sadece fesih tarihine kadar uygulanacaktır. Bu süreye kadar doğmuş olan ücret, ikramiye, fazla mesai, sosyal yardımlar, kıdem ve ihbar tazminatı gibi tüm haklar toplu iş sözleşmesine göre hesaplanacak ve yazımızın 1, 2 ve 3. soru cevaplarında açıklanan usullerle talep edilebilecektir.

 

 

[1] İş Kanunu Madde 24 - Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse.

[2] Türk Borçlar Kanunu Madde 435/II - Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır.

[3] Türk Borçlar Kanunu Madde 436 - İşverenin ödeme güçsüzlüğüne düşmesi hâlinde işçi, sözleşmeden doğan hakları uygun bir süre içinde işveren tarafından güvenceye bağlanmazsa, sözleşmeyi derhâl feshedebilir.

[4] İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46/2. maddesi uyarınca,  İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında çalışanlar ifadesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları, 4857 sayılı Kanun’a göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile yine aynı kanunun ek 6. maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsamaktadır.

[5] İcra İflas Kanunu Madde 206/4-(A) - Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları.

[6] İcra İflas Kanunu madde 194 - (Değişik birinci fıkra : 9/11/1988-3494/40 md.) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez.