Kübra DURMUŞ Kıdemli Avukat
Begüm Selin SÖNMEZ Yasal Stajyer
[email protected]
25 Mart 2026
A-
A+
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (“Kurum”), yapay zekâ teknolojilerindeki niteliksel dönüşümleri ve otonomi artışını ve bu yeni teknolojileri kullanılırken bireylerin mahremiyetini korumak amacıyla yapılabilecekleri ele almak amacıyla 12 Mart 2026 tarihinde “Etken Yapay Zekâ (Agentic AI)” başlıklı bir belgeyi (“Belge”) kamuoyu ile paylaşmıştır. Belge, geleneksel yapay zekâ uygulamalarının ötesine geçerek hedefe yönelik, çok adımlı ve otonom süreçler yürütebilen sistemlerin işleyişini, beraberinde getirdiği riskleri ve alınabilecek tedbirleri değerlendirmektedir.
Belge’de, Etken YZ sistemleri, YZ aracıları ve Çoklu YZ Aracısı Sistemleri şeklinde üç temel kavram tarif edilmektedir. Belge’de bu kavramların kullanımı konusunda bazı belirsizlikler olsa da bu yeni teknolojilere kavramsal bir çerçeve çizilmesi ve genel ilkelerin ortaya konulması uygulama bakımından önemlidir.
Belge, Etken YZ sistemlerini; belirli hedeflere ulaşmak amacıyla farklı düzeylerde otonom biçimde davranabilen ve etkileşimde bulunabilen “YZ Aracıları’ndan (AI Agents) oluşan YZ sistemleri” olarak tarif etmektedir. "YZ Aracıları" (AI Agents) ise “çevresini algılayan, bu çevreye tepki veren ve belirlenen hedefler doğrultusunda eylemlerde bulunan otomatik bir etmen” olarak açıklanmakta ve bu teknolojilerin “Etken YZ sistemlerinin yazılımsal bir bileşeni” olmasına vurgu yapılmaktadır. Bu iki kavram arasındaki ilişki, "bir restoranın baş şefi ile mutfaktaki aşçılar" analojisiyle somutlaştırılmaktadır; YZ Aracıları belirli görevleri yürüten aşçılar iken, Etken YZ sistemi menüyü planlayan ve süreci koordine eden baş şef konumundadır.
Belge’de yer alan son kavram ise "Çoklu YZ Aracısı Sistemleri" (Multi-agent systems) olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoklu YZ Aracısı Sistemleri, “ortak görev ve hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla birden fazla YZ Aracısının görev paylaşımı ve eş güdümü çerçevesinde, etkileşim içerisinde faaliyet gösterdiği yapılar” olarak açıklanmaktadır.
Belge, bu üç teknolojinin mevcut durumdaki kullanımına ilişkin örnekler verdikten sonra potansiyel riskleri ve kişisel verilerin korunması bakımından dikkate alınabilecek hususları Etken YZ sistemleri üzerinden irdelemektedir.
Etken YZ sistemleri bakımından ele alınan risklerin bir kısmı, genel olarak YZ sistemleri için öngörülen risklerle örtüşmekte ancak Etken YZ sistemlerinin doğası gereği, bu sistemlerin oluşturduğu risklerin özel olarak ele alınması gerekmektedir.
YZ sistemleri, ilk etapta “önceden tanımlı ve tekrarlayan nitelikteki belirli ve sınırlı görevleri yerine getirmek üzere tasarlanan yapılar” olarak ortaya çıksa da, zaman içerisinde YZ sistemlerinin daha karmaşık görevlerde ve daha geniş bağlamlarda kullanılmasına yönelik ihtiyaç doğmuştur. Bu nedenle zaman içerisinde belirli bir hedefe yönelik olarak farklı düzeylerde otonom işleyiş gösterebilen YZ sistemleri ortaya çıkmıştır. Belge’de Etken YZ sistemlerinin, geleneksel YZ sistemlerinden “görevleri ele alma biçimi” ve “karar alma süreçlerinin kurgulanması” konusunda farklılaştığı belirtilmektedir.
Bu kapsamda, Etken YZ sistemlerinin, belirli bir hedef için gerekli görevleri tanımlayabilme ve değişen koşullara göre bu görevleri değerlendirebilme ve çevreyle etkileşime geçebilme şeklinde kendini gösteren otonomisine özellikle vurgu yapılmaktadır.
Etken YZ sistemlerinin doğası gereği hedef yönelimli, çok adımlı ve farklı düzeylerde otonom işleyişe sahip olması, geleneksel YZ sistemlerinin oluşturabileceği riskleri daha karmaşık hale getirmektedir.
Belge, risklerin önemli bir bölümünün Etken YZ sistemlerinin sahip olduğu otonomi düzeyiyle yakından ilişkili olduğunu belirtmektedir. Zira, otonomi düzeyi arttıkça ilgili sistemler insan müdahalesi olmaksızın eylemleri başlatabilmekte ve kendi başına sürdürebilmektedir. Bu yönüyle Etken YZ sistemleri, önceden belirlenen hedefler çerçevesinde daha hızlı ve etkin kararlar alınmasına ve kısa sürede çok sayıda işlem ve eylem gerçekleştirilmesine imkân sağlamaktadır. Ancak bu durum, insan müdahalesinin de sınırlı olması nedeniyle ortaya çıkan etkilerin zamanında fark edilerek gerekli müdahalelerin yapılmasını zorlaştırmaktadır.
Etken YZ’nin hedefe odaklı ve çok adımlı işleyişine bağlı olarak, geleneksel YZ sistemleri bakımından sıkça tartışılan "kara kutu" (black box) problemi de daha karmaşık hale gelmektedir. Belge’de belirtildiği üzere sistemlerde hangi eylemlerin hangi sırayla gerçekleştirileceği, hangi araç veya işlevlerin hangi aşamada devreye alınacağı ve bu tercihler arasındaki ilişkiler, büyük ölçüde sistemin kendi iç değerlendirme ve planlama süreçleri çerçevesinde şekillenmekte ve bu da karar alma ve eylem süreçlerinin şeffaf bir şekilde açıklanmasını daha da zorlaştırmaktadır.
Yukarıda açıklandığı şekilde şeffaflığın sağlanamadığı durumlarda hataların ve uyumsuzlukların zamanında fark edilmesi de zorlaşmakta ve bu şekilde fark edilmeyen hatalı sistem çıktılarının Etken YZ sistemi işleyişi içerisinde farklı YZ Aracıları tarafından kullanılması durumunda hatalı değerlendirmeler zincirleme bir şekilde yayılarak nihai çıktıyı olumsuz etkileyebilmektedir.
Benzer bir durum, ön yargı ve ayrımcılık risklerinin tespiti ve buna erkenden müdahale edilememesi bakımından da söz konusudur.
Belge’de, kişisel verilerin korunmasına ilişkin değerlendirmelerin, tek tek veri işleme faaliyetlerinden ziyade sistemin bütüncül işleyişi dikkate alınarak yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Zira, münferit olarak ele alındığında sınırlı etki doğuran bir kişisel veri işleme faaliyeti, Etken YZ sistemindeki diğer faaliyetler ile birleştirildiğinde ilgili kişi özelinde daha ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.
Buna paralel olarak genel ilkeler çerçevesinde tespit edilen riskler Etken YZ sistemlerinin faaliyetleri çerçevesinde ele alınmıştır
Belge, yukarıda açıklanan risklerin yönetilebilmesi için risk temelli ve insan merkezli bir uyum çerçevesi önermektedir:
Kurum tarafından yayımlanan bu Belge, YZ teknolojilerindeki otonomi evrimini ve bu evrimin kişisel verilerin korunmasındaki olası yansımalarını analiz etmektedir. Otonom sistemlerin kullanımının yasaklanmasından ziyade, risk yönetimi ve kurumsal yönetişim çerçevesinde şeffaf ve hesap verebilir bir zemine oturtulması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Veri sorumlularının; sistemlerin hedeflerini belirlerken mahremiyet gerekliliklerini gözetmeleri, rol dağılımını şeffaflaştırmaları ve insan denetimini sürecin merkezine almaları, teknolojik verimlilik ile hukuki uyumun bir arada sürdürülebilmesi için bir zorunluluktur.
Yayınlara dön